Düğün Fotoğrafçılığı nedir?

Düğün Fotoğrafçılığı nedir ?

Düğün fotoğrafçılığı nedir? Düğün fotoğrafçılığının çeşitleri nelerdir? Peki, düğün çekiminden sorumlu fotoğrafçılarda olması gereken özellikler nelerdir? Düğün Fotoğrafçılığı hakkında merak edilenleri bu yazıda bulabilirsiniz. 🙂

Düğün fotoğrafçılığı, özellikle son yıllarda hızla gelişen, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla daha da popüler olan ve artık hepimizin en az bir kere deneyimlediği bir olay. Hâl böyleyken gelen sorularda epey fazla. Hepsini kısa kısa görelim bakalım.

Hemen konuya gireyim, düğün fotoğrafçılığının bir çok çeşidi var.

  1. Dış Mekân Fotoğrafçılığı
  2. İç Mekân Fotoğrafçılığı – Ver elini müthiş mekânlar 🙂
  3. Stüdyo Fotoğrafçılığı
  4.  Hikâye Fotoğrafçılığı (Tüm gün)

1- Dış Mekân Düğün Fotoğrafçılığı:

  • Düğün günü yapılabileceği gibi düğünden önce ya da sonra da çektirilebilir. Tamamen size kalmış bir uygulamadır. Tavsiyem düğünden önce ya da sonra çektirilmesidir. Düğün günü koşturmacasında da çektirebilirsiniz ama tadını çıkarmak için en iyi zaman sadece fotoğraf için ayrılmış bir gündür. Zahmetlidir ammaaaa, en güzelidir. 🙂
  • Dış mekân düğün fotoğrafçılığında çekim yerleri için en çok İstanbul’dan uzak, kırsal bölgeler ya da sahiller tercih ediyoruz. Ancak müthiş bahçe ve değişik alanlarda da çekim yapabiliriz. Detayları çiftimiz ile birlikte konuşup netleştiriyoruz. Bu noktada sizden istediğimiz birkaç önemli detay var. Tavsiye niteliğindeki bu detaylar fotoğraflarınızın ve tabii ki videolarınızın çok daha kaliteli ve göze hitap eden nitelikte olmasını sağlayacaktır. Mesela; gelinliğinizin rahatlığı, uçuş uçuş bir gelinlik, soft bir makyaj, buna uygun bir saç tasarımı, aksesuarlar gibi detaylar hakkında bilgi sahibi ve yönlendirici bir fotoğrafçı hayat kurtarır. Hatta yeri geldiğinde hafif bir makyaj bile yapanı daha makbuldür, öhöööööm… 🙂

2- İç Mekân Düğün Fotoğrafçılığı:

Düğün fotoğrafçısı gelin ve damadın fotoğraflarını bir stüdyo ortamında değil de dış mekânda çekiyorsa, bu işlem dış mekân düğün fotoğrafçılığı olarak adlandırılır. Dış mekân çekimlerde genellikle parklar, sahil kenarları, nostaljik mekânlar, tarihi yerler, eski binalar, sokaklar ve çift için özel anlam ifade eden yerler tercih edilir.

3- Stüdyo Fotoğrafçılığı:

Düğün fotoğrafları eğer fotoğrafçının stüdyosunda çekiliyorsa, bu da stüdyo fotoğrafçılığı adını almaktadır. Gelin ve damat, fotoğrafçının belirlediği ya da kendi istedikleri pozları stüdyo ortamında verir, fotoğrafçı bu pozlara özel efektler ve fonlar ekleyerek fotoğrafları renklendirir. Bu tarz çalışmalarda fotoğrafçı, gelin ve damadın özel olarak arka fonda istediği manzara ya da başka efektleri öncelikli olarak kullanır. Photoshop desteği fazla olan görsellerdir ancak düğün fotoğrafçılığında en eski yöntemlerden de biridir. Dış mekân fotoğrafçılığına talebin artması ile birlikte geri planda kalmış olsa da stüdyo fotoğrafçılığı hâlen devam etmektedir.

3- Hikâye Fotoğrafçılığı:

Hikâye fotoğrafçıları, çekimlerde kendi makine ve ekipmanlarını kullanır. Fotoğraf makinesi, mekân süslemesi, tripot, ışıklar ve benzeri tüm araç gereçleri temin etmek zorundadır. Hikâye fotoğrafçılığında gelin ve damada düşen tek görev, poz vermektir. Hikâye fotoğrafçılığı, düğünden önce gelin ve damadın fotoğraflarının çekilmesinin yanı sıra düğün esnasında fotoğrafların çekilmesinin devam etmesini de kapsayabilir. Fakat bu tamamen fotoğrafçınızla anlaşmanıza kalmış bir durumdur.

Son yıllarda hızlı bir yükseliş gösteren hikâye fotoğrafçılığı tarzında, gelin ve damadın düğüne hazırlanma aşamaları da yer alır. Çiftlerin kuaför ve berber aşamalarından tutun da evden gelin almaya kadar fotoğraf çekim süreç devam eder. Bu da hikâye fotoğrafçılığının düğün hikayesi bölümüdür. Kısaca hikâye fotoğrafçılığı bir düğünün her anının fotoğraflanmasıdır diyebiliriz.

 

Düğün fotoğrafçılığı hakkında çok konuştuk. Buyrun bir de yakından bakalım…

Julia + Oytun Casa Lavanda Düğün Çekimi

Julia + Oytun Casa Lavanda Düğün Çekimi

Öncelikle yazıma Julia & Oytun’un  düğün çekimini yaptığım ve büyülendiğim Casa Lavanda Boutiuqe Hotel hakkında kısa bilgi vererek başlamak istiyorum.

Şile’ye bağlı Ulupelit Köyü’nde yer alan Casa Lavanda; büyüleyici atmosferiyle, konukseverliğiyle ve zengin mutfağıyla düğün mekanları içerisinde ayrışan öne çıkan bir yapıda… İstanbul’un içinde ama bir o kadar da sessiz sakin huzurlu bir ortam sunan Casa Lavanda, özellikle Corona salgını sonrasında sosyal mesafe kurallarına uymak için düğünlerin zorunlu olarak küçülmesi gerektiğini de göz önünde bulundurduğumuzda çok uygun bir seçenek .

Julia ve Oytun İsveç’de yaşıyorlar ve çok tatlı Mavi isminde bir oğulları var.  Oytun’un ailesi Türkiye’de olduğu için düğünlerini İstanbul’da yapmaya karar vermişler. Julia ülkemize yabancı ve kendi düzeninden uzakta olmasına rağmen tüm hazırlıklarını çok iyi bir şekilde yapmış. Sade ve minimal zevkleri olan ve bu şekilde yaşayan birisi, bunu düğünleri için yaptığı gelinlik ve aksesuar seçimlerinden anlayabiliyorsunuz. Julia’nın tüm hazırlık sürecine yakın bir kız arkadaşı eşlik etti. Saç ve makyajından gelinliğin ütüsüne, ayakkabısını giydirmeye kadar herşeyiyle ilgilenen nedimesi her gelinin yanında mutlaka olması gereken tüm özellikleri barındırıyordu. Çözüm odaklı, samimi, güler yüzlü, özenli ve pozitif enerjiliydi. Tüm bu olumlu özellikler hazırlık odasının havasını olumlu yönde etkiliyor, Julia’nın düğün stresini tatlı bir telaşa çeviriyor ve benim çok güzel hazırlık fotoğrafları çekmeme imkan sağlıyordu. Demem o ki sevgili gelinlerim nedime bir düğün gününde çok etkili bir role sahiptir. Çiftimin yüksek enerjisi ve uyumlu halleri beraber geçirdiğimiz bu özel günü çok keyifli bir hale ve beni çok güzel anılar yakalayan mutlu bir fotoğrafçıya çevirdi. Bu yüzden Julia & Oytun ile birlikte geçirdiğimiz masalsı düğünün hâlâ etkisindeyim diyebilirim.

Nihan

Uruguaylı damat Carlos ve Türk kızı İlayda’nın dev aşkı

Uruguaylı damat Carlos ve Türk kızı İlayda’nın dev aşkı

Günlerden bir gün Uruguaylı yakışıklı damadımız, erik dalını dansçı arkadaşlarıyla öyle sempatik oynadı ki, bütün ülkede izleyen herkesin o an sevgisini kazandı. Kızımız tam bir Türk kızı, güzel, çekici, şen ve zeki. Onların şu an evliler ve dünya tatlısı bir çocukları var. Uruguay’da yaşıyorlar ve instagram adreslerinden onları kısmen de olsa takip edebiliyoruz. Onları bu adresten siz de takip edebilirsiniz. Bu güzel samimi sevimli çiftin evlilik öncesi fotoğraf çekimlerini ve mütevazı düğünlerinin fotoğraf çekiminde birlikteydik. Uruguaylı damat Carlos ve İlayda’nın efsanevi aşklarının dans ve zerafet dolu fotoğraflarının tadını çıkarın…

Hindistan seyahati öncesinde bilinmesi gerekenler nelerdir?

Hindistan seyahati öncesinde bilinmesi gerekenler nelerdir?

   Hindistan seyahati öncesinde bilinmesi gerekenler nelerdir?  Bu yazımda sizlere Hindistan seyahatine çıkmadan önce yapılması gerekenler ve Hindistan seyahati hakkında bilinmesi gerekenleri detaylı olarak anlatacağım.

   Hindistan, vize isteyen bir ülke fakat vize için istenen belgeler ve sonuçlanma aşaması gayet hızlı ve kolay. Öncelikle size bu konuda başlıklar halinde kısa kısa bilgiler vereceğim.

  • Hindistan için istenen belgelere bu linkten ulaşabilirsiniz.
  • Vize görüşmeleri randevu sistemi ile ilerlediği için belgeleri hazırlamaya başlamadan önce mutlaka randevu alınmalı. Genellikle randevular 1 hafta ilerisine veriliyor. Günü siz seçebiliyorsunuz fakat saati sistem otomatik veriyor.
  • Konsolosluk, Taksim Gezi Parkı yanındaki Divan Oteli’nin hemen 100 m ilerisinde, yeri çok kolay…
  • Araçla gidecekseniz, Divan Oteli’nin önündeki İspark girişinden girip hemen yer altındaki katlı otoparka aracınızı bırakabilirsiniz.
  • Konsolosluk görüşmeleri oldukça katı kurallarla yürütülüyor. Öncelikle geç kalmamanızı tavsiye ederim. Biz geç kalmadık ama geç kalındığında hoşgörülü olacakları konusunda pek emin değilim.
  • İçeriye kesinlikle telefon kabul edilmiyor. Konsolosluğun kapısının içinde güvenliğe telefonunuzu kapatıp teslim ediyorsunuz.
  • Hindistan vize ücreti (2018 ocak) 103 USD. Bu tutar USD cinsinden ve nakit olarak kabul ediliyor.
  • Randevu saatinizde hemen görüşmeye alınmıyorsunuz, önce numara alıyorsunuz. Daha sonra toplamda 2 gişenin bulunduğu ufak bir salonda beklemeye başlıyorsunuz. Ben gittiğimde içerde 40-50 kişi vardı ve sıra bana 1 saatte geldi.
  • Gişede evrak teslimi ve ücret ödeme işlemlerini tamamlıyorsunuz.
  • Gişe için biraz daha bekledikten sonra isminiz söylenip çağırılıyorsunuz, burada kendi sistemleri için fotoğrafınız çekiliyor ve pasaportunuzu teslim alabilmeniz için gereken belge size teslim ediliyor. Bu belge çok önemli, bu belge olmadan pasaportunuzu alamıyorsunuz. Ayrıca bu belge ile gelen kişi siz olmasanız da pasaportunuzu teslim alabiliyor.
  • Vize 1 günde çıkıyor. Fakat eklemeliyim ki bu benim vizem için geçerli, herkesin vizesi aynı sürede çıkmayabilir.
  • Evet, vizelerde alındığına göre artık kutlamalara başlayabiliriz! 

   Başvuruyu yaptık, vizelerimizi aldık sıra Hindistan seyahatinin detaylarında:

   Hindistan gezisi öncesi bavulumu hazırlarken halkın giydiği kıyafetleri araştırıp ona uygun renklerde ve özelliklerde seçimler yapmaya özen gösterdim. Hindistan’ın kültürel yapısı gereği askılı bluzlar ve kısa elbiseler çok uygun olmayacağından dolayı seçimlerimi buna göre belirledim. Bol paça pantolonlar, kısa kollu, uzun boylu elbiseler tercih ettim. Kısa giysek de askılı giysek de taşlanacağımızı sanmıyorum fakat zaten ten rengimizden dolayı ya da turist oluşumuzdan dolayı yeterince ilgi çeker durumdayken bir de kıyafet yüzünden bakışların üstümüzde olmasını ben şahsen pek tercih etmem. Özellikle belirtmekte fayda var eğer renkli gözlü ve beyaz tenliyseniz yanınıza gelip, tokalaşıp fotoğraf çektirmek isteyen çok olacaktır. Benden söylemesi.

   Dönelim konumuza. Ben kapalı giyimi biraz da gitmeden önce yaptığım araştırmalarda okuduğum sinek ve böcek durumlarından korunmak adına tercih ettim ama tamamen yanılmışım. Gittiğimiz hiçbir otel ya da mekânda, hatta sokaklarda bile sinek ya da böcekle karşılaşmadım. Elbette pirüpak bir yer diyemem Hindistan için, ama şunu çok net söyleyebilirim ki durum o kadar abartıldığı gibi değil. Evet yaşantıları bizden farklı, fakat normal değil mi bu? Coğrafyamız farklı, iklimimiz farklı, yönetim şeklimiz farklı… Mesela en basitinden Hindistan çok katı kast sistemine sahip olan bir ülke, fakiri çok fakir, zengini ise çok zengin. Daha doğmadan bulundukları kastlar belli ve kast arası geçiş mümkün değil. Bunun dışında tropikal bir iklim ve yüksek sıcaklar olan bir coğrafya… Her daim güneş altında oldukları için koyu tene sahipler. Şiddetli muson yağmurlarından sürekli zarar gören evler, yapılar, yollar, sokaklar… Dini inanışların farklılığından ve çeşitliliğinden gelişen durumlar. Şimdilik yazımınızın 2. kısmını da burada tamamlayalım. Umarım ilk kez Hindistan’a gidecekler için faydalı olur. Ayrıca Hindistan gezisi hakkında aklınıza gelen sorularınızı yorum kısmına bekliyorum.

Sevgiler,

Nihan Güzel Daştan

Hindistan gezisi hakkında herşey



Hindistan gezisi hakkında herşey

Hindistan gezisi hakkındaki her şeyi bu yazı serisi ile sizlere aktarmaya çalışacağım. Haydi başlayalım…

Önce Hindistan gezisi hakkında her şey derken neyi kastediyorum onu açıklayalım;

Hindistan’a gitmeden önce bana gelen ve benim merak ettiğim belli başlı konuları başlıklar halinde değerlendirerek sizlere bilgi vermeye çalışacağım…

Başlamadan önce hatırlatmak isterim ki bu yazdıklarım bendeniz Nihan Güzel Daştan’ın kişisel görüş ve tecrübeleridir.

Gelelim konumuza, başlıklarımız şöyle;

  1. Hindistan sevdası nasıl başladı? Neden Hindistan?
  2. Hindistan seyahati hakkında dikkat edilmesi gerekenler ve vize başvurusunda pratik bilgiler.
  3. Hindistan gezisi için ne kadar bütçe ayırmalıyım?
  4. Hindistan’a gidiş yolunda yaşananlar ve ilk izlenim 
  5. Hindistan inanç ve yaşam tarzı hakkında bazı bilgiler 

1.Hindistan sevdası nasıl başladı? Neden Hindistan?

Nasıl nerden başlarım bilemem ama Hindistan’ı bir de benden okuyun mutlaka. Hep bahsederim çok güzel bir çocukluk geçirdim diye, 90’lar çocuğuydum ben. O zaman PC, YouTube, Instagram, Facebook yok, hatta akıllısını boş verin akılsızı bile yoktu telefonların. Bir eğlencemiz kaset okuyucu ile VHS kasetlerden film izlemekti işte. Demek ki babam da seviyormuş ve alıyormuş o dönemde. Hint filmleri izlediğimizi hatırlıyorum çokça. O yıllara döndüğümde hayal meyal hatırladığım kareler hep çok renkli o yüzden. Alabildiğine pembeler, sarılar, morlar, kırmızılar alabildiğine parlak, canlı alabildiğine güler yüz, hareketli danslar. O zamanlardan başladı Hindistan’a olan tutkum. Hep sevmişimdir şarkılarını danslarını, günümüze kadar hep izlemişimdir filmlerini. Hatta uzun bir süre telefonumun müziği bile Hint müziğiydi. Gönlümün hep bir yerinde, aklımın hep bir köşesindeydi Hindistan.

Gezi sohbetlerimizin “ya bir gün gideceğim, tek başıma bile olsam gideceğim” söylemiydi. Sonraları mesleğim de fotoğrafçılık olunca bu sefer mesleki anlamda da çekmeye başladı beni kendine. İlk başlarda bir fikir, sonra hayalim olmaya başladı “Hint düğünü” çekmek. Allah’ım diyordum, her karesi olaydır. Hakikaten de öyleydi! Çektim de oradan biliyorum yani…

Neyse ben hep şuna inanırım ve de uygularım; “Korkmayın, isteyin hayattan.” Gülmeyin ya, denedim veriyor işte. Tamam size uyarlayalım bu lafı; “bir şeyi 40 kez söylersen olurmuş”, hah işte bu da size uyarlanmış hali, bana göre hayattan istemenin. Her neyse 40 değil belki 100 kez istedim, çağırdım, diledim falan filan.

Tabii bunu sadece içimden yapmadım, sesli de dile getirdim. Sonra bir gün Sartur Seyahat Acentesi ortaklarından kuzenim Sahime Ablam ile kahve içip yine yurt dışı gezilerinden bahsederken (Ben Amsterdam’dayken, ben Küba’dayken, ben NYC’deyken…) “Ablacım dedim; ya aslında benim hayalim ama eminim benim gibi birçok kişinin de hayalidir Hindistan ve Hint düğünü görmek deneyimlemek fotoğraflamak. Sen böyle bir tur düzenlesen, bize özel, ben de bu tura arkadaşlarımı davet etsem de gitsek nasıl olur?” dedim. Sahime Ablam bu, asla hiçbir şeye olmaz demez. Düşünür ufacık bir umut varsa onun üstüne gider, oldurmaya bakar. (İyi ki benim ablam) “Neden olmasın ki olur tabii, hemen çalışmalara başlayayım” dedi. Sonra toplantılar, telefonda uzun uzun konuşmalar, araştırmalar…

Ne zaman gidilir, mevsim şartları nasıldır, Hint düğünü sezonu ne zamandır, bizim düğün sezonumuz (düğün fotoğrafçısıyım biliyorsunuz, değil mi?) derken her anlamda en doğru zamanı belirledik ve 1 senelik bir çalışma sonucunda tur programımızı oluşturduk. 8 günlük, Altın Üçgen Hindistan Turu. Sadece düğün ritüellerini değil, Hindistan’ın da önemli ziyaret mekânlarının keşfini içeren hem kültürel hem fotoğrafik anlamda tam bir görsel ziyafet turu projelendirdik. Sonra sayfamda ve birçok fotoğrafçı arkadaşımın desteği ile onların sayfalarında yayınladığımız bu tura tabii ki ilgi büyük oldu. Haftalarca sadece soru cevaplayıp tur programını paylaştım. Paket güzel, tarih uygun, fiyat makul, ilgi büyük ama gelen yok. Neden mi? Sizce? Tabii ki haklı endişeler…

Ama inanıyorum ki, bu yazıyı okuduktan sonra ve paylaşımlarımı takip etmeye başladığınızda seneye bizimlesiniz. Çünkü Hindistan hakkındaki yanlış bilgiler ve biraz da ön yargılar yüzünden gelemedi birçok kimse. Gitmeden önce üzüldüm gelmediler diye, ama gidince resmen yıkıldım kaçırdıklarını gördüğümde. Oysa ki yurt dışı seyahatleri her neresi olursa olsun riskli değil midir? Yahu yurt dışını bırakın haydi o kadar uzağa gitmeyelim, mesela bir hafta sonu arkadaşlarınızla yaptığınız akşam yemeği programında başınıza neler geleceğini kestirebiliyor musunuz? Evimizin dışında bir yerde yediğimiz yemeğin hijyen durumlarından ne kadar eminiz? Gittiğimiz her yerde lavabo çok mu temiz? Durum ülke sınırları içinde bile böyleyken, yurt dışı seyahatlerinde beklentiler ne kadar bizim isteğimize uygun mükemmellikte olabilir ki? Hele birde Asya ülkelerine gidiyorsanız… Kültür farklı, gelişmişlik farklı, iklim farklı, coğrafya farklı…

Hem gezmeyi çok seviyorum, traveller kafasındayım deyip hem de “ayy çok pismiş!” demek, pek inandırıcı gelmiyor bana. Ben 2,5 yaşındaki çocuğumu 8 gün evde bıraktım. 8 yıllık evliliğimde eşimden ilk defa bu kadar ayrı kaldım. Herkes bir şekilde bedeller ödüyor hayalleri gerçekleştirmek için. Ödemezsen onlar hayal olmuyor zaten, hayal emek ister, çaba ister… Seyahat dediğin şey ülkedeki renklerle, farklılıklarla mide değil kafa doldurmaktır. Gördüğünüz her yeni şey benliğinizde yeni kapılar açar… Hoşgörünüzü arttırır. Bence hümanistlik katar insana… Herkesi anlamaya ve kabullenmeye başlarsınız. Tüm dünya ile, en önemlisi kendiniz ile barışırsınız. Gezin arkadaşlar, gezmek gerçekten güzel bir şey. Hindistan ise gezi anlamında en güzel başlangıç bence… Renkler ülkesi, gülümseyen insanlar ülkesi…

 Tamam diyelim ki ikna ettim sizi, seneye yine geliyorsunuz bizimle; o zaman gelelim “peki nerden başlamalıyım, sen ne yaptın da bu kadar memnun kaldın, nasıl hazırlandın, ne bekledin neye dikkat ettin.” sorularının yanıtlarına. Hepsi için notlarımı aldım daha oradayken. Bu bloğu hazırlamaya daha orada başladım diyebilirim yani. Amacın ne diye sorarsanız yanıtım çok açık; sadece bu ülkeyi görmeden buralardan gitmemeliyiz hiçbirimiz… O hâlde evet haydi başlıyorum işte, tüm sorularınızın cevapları ve hazırlık aşamaları bir sonraki yazımda hazır olacak…

Haydi Hindistan’a Gidiyoruz!!!

Haydi Hindistan’a Gidiyoruz…

13 Şubat hareketli, 8 günlük Hindistan fotoğraf ve kültür turu. Kültür derken gerçek bir kültür turu! Hindistan’da gerçekleşecek gerçek bir düğüne davetliyiz ve fotoğraf çekimi için izinliyiz. Düğün öncesinde Hint adetlerine göre çift için alışverişe bile çıkacağız. Diğer günlerimizi ise Hindistan’ın en güzel noktalarını gezerek ve fotoğraf çekerek geçireceğiz. Hatta bizimle gelen bir çiftimiz olursa onu bu muhteşem ortamda kareleme imkanımızda olabilir belki, neden olmasın ki? Diyorum ya, tam bir kültür ve fotoğraf turu bu. Tamamen bizim için hazırlanmış bize özel bir tur. Ben çok heyecanlıyım çünkü bu benim hayalim! Haydi gelin beraber gidelim!

Tüm detaylar ve tur programı için bana ulaşabilirsiniz.

#kültürturu #hindistanturu #hindistangezisi #hintdüğünü #fotografturu #fotografgezisi #india

İşte tur programı…

14 Şubat

Varış Delhi: Yeni Delhi Uluslararası Havaalanı’na varış. Klimalı araç ile otelinize transfer. Boş zaman ve geceleme otelinizde.

15 Şubat

Jaipur (The Pink City) 250 km, 5 saat. Sabah kahvaltısı sonrası Jaipur. ‘’Pembe Şehir‘’ Rajasthan önce gelir. Şehir, üç tepe kalesi ve kentteki bir dizi saray, önemli cazibe merkezleri olan hükümdarlar klanının kalesiydi. Duvarlı şehirde münhasıran kullanılan taş rengi nedeniyle Pembe Şehir olarak bilinir. Varışta otele transfer. Daha sonra Birla Tapınağı ve Ganesh Tapınağı’nı ziyaret. Jaipur’da geceleme.

16 Şubat

Jaipur (Yöresel) erken kahvaltıdan sonra, terasları ve surları ile Moata Gölü’ne yansıyan güzel şehir Jaipur’u ziyaret. Geçmişteki Maharajalar tarzına sadık kalarak süslenmiş filin ardından kaleye çıkış. Kalenin iç mekanları zarif fil dişi, ayna ve cam eşyalarla süslü çeşitli kraliyet salonlarına sahiptir ve zarif duvar resimleri ile tamamlanmıştır. Öğleden sonra şehir turuna devam; geleneksel Rajasthani ve Mughal Sanat’ının Heybetli bir karışımı görebileceğiniz City Palace Müzesi’ni ziyaret. Müze, kraliyet prenslerinin giysileri, halıları, eski silahların deposu, mahkeme sahnelerini tasvir eden minyatür tabloları, savaş sahneleri ve alayları koleksiyonuyla göz kamaştırıyor. Ayrıca büyüleyici Jantar Mantar’ı (MS. 1726’da inşa edilmiş bir gözlem evi) ziyaret. Ayrıca Hawa Mahal (Rüzgâr Sarayı) fotoğraf ziyareti dahildir. Jaipur’da geceleme.

17 Şubat

Jaipur Kahvaltı ve düğün için biraz alışveriş. Hint kültürüne göre çift için hediye alınmalı. Akşam Hint düğününe katılım. Farklı törenlerle fotoğraf çekimi. Akşam yemeği düğünde. Geceleme otelde.

18 Şubat

Jaipur-Agra (Taj Mahal) 250 km sabahleyin Agra’ya gidiş. Agra rotasında Abhaneri’yi ziyaret; Abhaneri Chand Baori (basamaklı su kuyusu) ile popülerdir. Ardından Harshat Mata Tapınağı’nı ziyaret. Daha sonra Agra’ya varış otele giriş. Akşam gün batımında Taj’ın arkadan fotoğraf çekimi. (içerisine girmeden) Daha sonra tiyatroda ünlü ‘’Taj Mahal’’ şovunu izleme. (Doğrudan ödeme.) Geceleme otelde.

19 Şubat

Agra sabah erkenden Taj Mahal ve 1565 yılında Akbar tarafından kurulan Yamuna kıyısındaki Kızıl Kale’yi ziyaret. Shah Jahan tarafından eşi Mümtaz’a yaptırılmış Büyük Aşk Anıtı’nı ziyaret. Agra Kalesi’ni ziyaret. Agra Kalesi Büyük İmparator Akbar tarafından 1565 yılında yaptırılmış tasarım ve yapımın başyapıtıdır. Kale içinde Jahangir Sarayı, Khaas Mahal ve Şeyh Mahal’in yanı sıra İmparator Şah Jahan’ın hapiste öldüğü Moti Mescidi, Diwane-I-Am, Diwane-I-Kas ve Musamman Burj’un da bulunduğu bir dizi zarif bina bulunmaktadır. Itmad-ud-Daulah İmparatoriçe Noor Jehan tarafından babası anısına yaptırılmıştır. Delhi’ye gidiş. Geceleme otelde.

20 Şubat

Yeni Delhi, Modern Hindistan’ın başkenti. Sonra Mahatma Gandhi’nin anıtı olan Raj Ghat’ı ziyaret. Ardından Rajpath’a gidiş; burada Raisina Hills’in ve Hindistan Kapısı’nın üzerinde başkanın ikametgâhını görebilirsiniz. Sonra Gurdwara Bangla Sahib’i (Şehrin en güzel ve en huzurlu Sikh İbadethanesi, Sekizinci Sikh Guru Har Krishan akla gelir ve içindeki havuz Sarovar olarak bilinir.) ziyaret. Akşam Qutub Minar ve Lotus tapınağını ziyaret. Yeni Delhi’de geceleme.

21 Şubat :

Delhi – Hareket kahvaltıdan sonra Jaipur Havaalanı’na hareket.

Oteller Listesi: Oteller B Şehir Otel Delhi Africa Avenue ya da Avalon Courtyard ( 3*) Jaipur Sarovar Portico ( 4*) ya da Santosh Villa (Aile yanında konaklama) Agra Four Points By Shereton ( 4*)

Paket fiyata dahil olanlar:

# Havaalanı’nda ve otelde yardım.

# Tur boyunca şöförlü özel minibüs.

# Yatak ve kahvaltı bazında çift kişilik odada konaklama…

# Delhi, Agra, Jaipur’daki turistik yerleri gezip görme esnasında yerel İngilizce konuşan rehberler.

# Bir akşam Hint Düğünü’ne davetiye.

# Jaipur’da Elephant Right.

# İlgili geçiş ücretleri ve vergiler.

# Jaipur’da Park Regis Otel’inde 1 öğle yemeği. (İçecekler dahil değildir).

# Jaipur yolu üzerinde Monkey Temple ziyareti, Abhaneri ziyareti.

Fiyata dahil olmayanlar

# Anıt girişleri, kamera, video biletleri.

# Seyahat sigortası.

# Hindistan Vizesi.

# Yemekler.

# Kişisel giderler.

Fotoğraf ve yaşam arasındaki bağ


Fotoğraf ve yaşam arasındaki bağ nedir ?

   Fotoğraf  bir nevi müzik eseri gibidir. Sadece kalıcı olması ile değil hissettirdikleri ile sizi alıp götürür. Zamanda yolculuk yapar. Tıpkı bir şarkıyı uzun süre dinleyip sonra bir süre ara verdiğinizde, aradan geçen onca zamana rağmen aynı şarkıyı duyduğunuzda özlemini duyduğunuz günlerin kokusu gelir ya burnunuza, işte bir fotoğraf size bunu hissettiriyorsa o zaman başarılıdır.

   Günümüzde artık fotoğrafçılık bir meslekten çok hayatın ve kişiliğimizin bir parçası hâline gelmiş durumda. Bu durum beraberinde birçok farklı durumu da beraberinde getiriyor. Örnek vermek gerekirse, (Fotoğrafçı olmadığınızı varsayıyorum.) en son ne zaman bir fotoğraf çektirmek için hazırlık yaptınız? Sahi artık fotoğraf çekimi için hazırlık yapmak nedir bilmeyen bir kuşak var değil mi? Peki, en son ne zaman bir fotoğrafı eskilerin deyimi ile tab ettirdiniz yani banyo ettirdiniz ve çerçevelettiniz? Telefonunuz aniden bozulunca kaç fotoğrafınız, anınız yok oldu? En son ne zaman birine fotoğrafınızı zarfa koyup gönderdiniz? Mesela bir fotoğrafı öpebilirsiniz ama cep telefonunuzu öper miydiniz?

   Şekil değiştiren bir sanatla karşı karşıyayız. Diğer sanat dallarının hemen hepsi içerik ve teknik olarak büyük devinimler yaşamış, sürecini tamamlamış durumda. Örneğin, resim günümüze gelinceye kadar birçok ressam tarafından evrimleştirilerek ilerlemiştir. Heykel, tiyatro, hepsi yaşlı sanatlar diyebiliriz. Fotoğraf diğer sanat dallarına nazaran daha genç ve günümüzde artık teknik değiştirmiş durumda, hem de kontrolsüz ve fırtınada sürüklenircesine… Kontrolden çıkan bir durumun yeniden eski hâline getirilmesinin zor olduğunu düşünüyorum. O yüzden fotoğrafın da eski ağırlığının teknoloji ile birlikte ortadan kalktığı bir dönemde hizmet veriyoruz. Görelim bakalım nerelere gidecek bu fırtına…

Ben şahsen bizzat kendim;

Ben, şahsen, bizzat, kendim…

 

İşte en zor kısmı insanın kendini anlatması. NGD kimdir sayfasının yapılması konusunda epey kararsızdım çünkü benim işim anlatmak değil göstermek. NGD kimdir diye kendime sorduğumda aklıma ilk gelen hayatımın en büyük kuralı mottosu   ”just do it” olunca  haliyle kendini anlatmak da oldukça zorlaşıyor. Belki de bu yüzden fotoğrafçıyım kim bilir : )  Kısaca hikayem şöyle: 1983 İstanbul doğumlu evin ilk kızı son çocuğuyum. Türkiye’nin en iyi özel bankalarından birinde yaklaşık 5 sene görev yaparken bir toplantıda eşim ile tanıştım ve bankacılıktan alacağımı artık aldım diyerek hep hayalim olan fotoğraf çekme tutkuma yöneldim. Fotoğrafın büyüsü ve tutkusu ölümsüzlüğü bir yana düğün fotoğrafçılığı sırasında gelinlerimin , doğum fotoğrafçılığı sırasında güzel annelerin yanında olmanın bana büyük bir keyif verdiğini keşfettim. Bu heyecanı ve ışıltıyı kalıcı hale getiren mesleğimin en sevdiğim tarafı da gelinlerin, ailelerin, annelerin, babaların gözlerindeki ışıltıyı yakalayan kişi olmamdır. Bana kendimi iyi hissettiren ölümsüz karelerin yakalanmasında ve ardındaki hikayenin bir parçası olmanın verdiği müthiş gururdur. Kısacık hayatımızı güzelleştiren iki şeyin önce iyi insan olmak, sonra da fotoğraf olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden her seferinde heyecanla basıyorum makinemim deklanşörüne..

Keyifli bir çekimde görüşmek üzere 

Sevgiler

Ngd

İnstagram